Hasan DOĞU / FETÖ ve Hasan Sabbah'ın Haşhaşi'leri arasındaki benzerlikler

Selçuklular'ı savaşta yenme ihtimalinin olmadığını gören ve bunu ancak terörizm ile elde edebileceğini düşünen Hasan Sabbah 1090'da Elbruz dağlarında 1800 metre yükseklikte Alamut Kalesi'ni ele geçirerek adı terörle bir tutulacak Haşhaşi örgütünü kurmuş ve yaklaşık 150 yıl boyunca Selçukluların başındaki en büyük bela ve ilk sistematik terör örgütü olarak tarihte yerini almıştır.

Cumhurbaşkanımız FETÖ terör örgütüne Haşhaşi benzetmesini yaparken acaba hangi hususları gözetmiştir. Her iki terör örgütü acaba ne kadar benzerdir?

Haşhaşilikte görevli kişiler Dai ve Fedai olarak iki ana grupta sınıflandırılmaktadır ve fedaileri eğiten kişilere dai denmektedir. FETÖ’de de buna benzer bir yapılanma mevcuttur. Dai olarak nitelendirilebilecek olanlar Fedaileri ( Askerleri, Bürokrasinin üst kesimlerinde olanları, Hakimleri vs. ) eğitmektedir. Darbe esnasında İmam olan bir Subayın Generale emir verebilmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Hasan Sabbah keskin zekaya sahip, ileri görüşlü,  astronomi, büyü, aritmetik ve daha birçok farklı alanda bilgi sahibi bir kişi olarak ortaya çıkmaktadır. Benzer durum Gülen içinde geçerlidir ve kendi cemaati içerisinde bu durumu kabul görmüştür.

Hasan Sabbah kendisine sıfat olarak  “el-muntakim”,“intikam alan” kelimesini yakıştırmıştır. Gülen’de kendisine yapılan hiçbir hakareti, hareketi unutmamakta ve bunun hesabını sormak için tüm gücünü seferber etmektedir.

Hasan Sabbah kalesine şarabın girmesini yasaklamış ve iki oğlunu tarikat görüşlerine aykırı davrandıkları için öldürtmüştür. Batini hareketine sırtını dayamış bir dini öğreti etrafında hareket eden haşhaşiler gibi FETÖ’de sırtını İslama yaslamış ve daha sonra onu reforme ederek kendi düşüncelerine uygun bir öğretiye cemaatini yönlendirmiştir.

Haşhaşilerin en önemli özelliklerinden bir tanesi cenneti vaad etmeleridir. Hasan Sabbah cemaat ya da tarikat, üyelerine “bizimle olursan, öldükten sonra cennete gideceksin” telkinini sürekli bir şekilde yapmıştır. Gülen’de hizmet hareketi içerisinde olanlara Cennete girmeyi vadetmekte ve diğer insanları kafirlikle suçlamaktadır. Fedailerinin silahsız ve Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber diyen vatandaşları rahatlıkla öldürebilmeleri bu yaklaşımın bir sonucudur.

En mahrem yerlere rahatlıkla giren ve kendilerini buralarda yıllarca gizleyen Haşhaşiler gibi Fetö’de en kritik noktalara sızmış ve ancak zamanı geldiğinde bir fedai gibi kendilerini ortaya atmışladır. “Sultan Sungur, İsmaililer’in üzerine ordu göndermeye hazırlandığı sırada, bir sabah yastığının başında saplanmış bir hançer bulur. Ertesi gün saraya gelen elçi Sungur’a bir mesaj verir. Mesajda şu yazmaktadır: “Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de, sultanın yumuşacık göğsüne saplansın! Bizimle uğraşmaktan vazgeç.” Hançeri saplayan, Hasan Sabbah’ın yetiştirip saraylara sattığı cariyelerden biridir. Hasan Sabbah’ın güzel kadınları, bir yandan saraylarda cariyelik yaparken, bir yandan da şeyhlerine hizmet ediyorlar, emirlerini uyguluyorlardı. Hasan Sabbah’la baş edemeyeceğini anlayan . Sultan Sungur ise mücadeleden vazgeçmiştir.” Benzer durum Türkiye’nin mücadeleden vazgeçmesi dışında Ülkemiz içindeki yapılanmaları içinde geçerlidir.

Haşhaşilerin en önemli özelliklerinden bir tanesi zehirli hançerle toplum içerisinde uluorta cinayet işlemeleridir. Fedailer kurbanlarını özellikle halk içerisinde, herkesin görebileceği yerde, boyunlarına zehirli hançer saplayarak öldürürlerdi. İşin en garip tarafı hiçbir fedainin yakalanamamış olmasıdır. Çünkü yakalanacağını anlayan fedailer kendilerini asla çekinmemiştir.

Hasan Sabbah ölüm döşeğinde iken Lemeser komutanı Kiya Buzrug Ummid’i kendisine halef olarak seçmiş, Haşhaşilik o öldüğü için ortadan kalkmamış ve 150 yıl selçıklu devletinde terör faaliyetlerine devam etmiştir. Gülen’in ölmesi durumunda onun gerine başka bir kişinin geçerek bu terör hareketini devam ettirme ihtimali bulunmaktadır. Gülen örgüte tek başına hakim, başat güç olarak gözükse de aynı durumun Hasan Sabbah içinde geçerli olduğu ama öldükten sonra terör örgütünün 100 yıldan fazlaca faaliyetlerine devam edebildiği unutulmamalıdır.

Şeytani bir zekaya sahip olana Hasan Sabbah din adamlarının yalancı olduğunu ileri dürmüştür. Benzer durum Gülen içinde geçerlidir ve ona göre İslam dini ancak kendisinin açıkladığı şekli ile doğrudur ve bunun aksine davrananlar din ile alakaları olmayan yalancı ve kafirlerdir.

Hasan Sabbah o günkü şartlarla ulaşılması ve ele geçirilmesi çok zor olan Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçmiş ve ölene kadar Alamut kalesinden ayrılmamıştır. Gülen Pensilvanyaya yerleşerek kendisini ulaşılmaz ve dokunulmaz kılarak terör faaliyetlerini rahatlıkla yürütebilmektedir.

Kimi tarihçilere göre Hasan Sabbah’ın en önemli amacı Padişahlık olabilmektir ve  Padişahlık uğuruna doğup büyüdüğü toprakların bağlı bulunduğu Büyük Selçuklu Devleti’ni yıkıp padişah olabilmek için onlarca yıl sürecek olan bir terör dalgasını başlatmıştır. Kendisini Mehdi olarak gören Gülen’in darbe girişimi başarılı olsa idi Ülkemize gelip kendi krallığını ilan edeceği artık ayan beyan ortada olan bir husustur.

Hasan Sabbah taraftarlarına afyon içenler anlamında haşhaşiler denildiği gibi  “Fedayin” de deniliyordu. Fedayin’in kelime karşılığı “bekçiler, sır bekçileridir” ve inançları için yaşamlarını rahatlıkla feda etmişleridir. Aynı şekilde general, hakim, savcı vs. olan kişilerde mevcut statülerini bir anda feda edebilmekte, ailelerini bile düşünmeyerek, ömür boyu kaçak yada hücrede yaşam sürdürmeyi göze alabilmektedir.

Görüleceği üzere FETÖ,  Haşhaşilerin genel prensipleri doğrultusunda kurulan ve hareket etmekte olan bir örgüttür. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus Haşhaşilerin yoğun şekilde kullandığı ve onlarla özdeşleşen siyasi suikast olaylarına henüz FETÖ’nün girmemiş olmasıdır. Bu husus Devletimiz tarafından  ivedilikle dikkate alınarak gerekli tüm tedbirler alınmalı ve   bu vatan hainlerinin siyasi suikast girişimlerine girmekten çekinmeyecekleri en son aşamada bu terör yöntemini kullanabilecekleri asla unutulmamalıdır.


Hasan Doğu


Yorum Yap

Yorum yok
Sistemde kayıtlı bir yorum bulunamadı. İlk yorum yapan kişi siz olun.

Ad Soyad

Email *

Mesaj *


Ad Soyad

Email *

Mesaj *


Yazılım ve Tasarım Uzman Destek.

Javascript Özelliği KapalıBrowser javascript özelliğini aktif ediniz.